Gülnur Gülerce
Yavuz Gülerce’nin izinde başarıya devam…
Türk Atçılığına emek veren ve sayısız başarıya imza atan “Gülerce
Ailesi”nin büyük kızı Gülnur Gülerce bu ayki konuğumuz oldu. Gülnur hanımla
Veliefendi Hipodromu’nun sonbahar atmosferinde konuştuk. Gülerce ailesinin
16 yıllık atçılık serüveninin yanı sıra rahmetli babası Yavuz Gülerce ile
aralarındaki ilişkiden, iş hayatına, tay satışlarından önümüzdeki dönem
hedeflerine kadar pek çok konuda keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.
Yavuz Gülerce’nin izinde başarıya devam…
Türk Atçılığına emek veren ve sayısız başarıya imza atan “Gülerce Ailesi”nin
büyük kızı Gülnur Gülerce bu ayki konuğumuz oldu. Gülnur hanımla Veliefendi
Hipodromu’nun sonbahar atmosferinde konuştuk. Gülerce ailesinin 16 yıllık
atçılık serüveninin yanı sıra rahmetli babası Yavuz Gülerce ile aralarındaki
ilişkiden, iş hayatına, tay satışlarından önümüzdeki dönem hedeflerine kadar
pek çok konuda keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.
Gülerce ailesinin atçılık serüveni nasıl başladı?
İzmir’de Hisar Otel’e İzmir sezonunda gelen atçılar ve özellikle Mehmet
Çay’ın etkisiyle babam bize de danışarak 1990 yılında at satın aldı. Annem
de Çifteler Mahmudiye’li olduğu için atlara ayrı bir sevgisi vardır. Bu
yüzden büyük bir sevinçle karşıladı. Bizim ailenin en atçısı annemdir. İlk
atımız Bamka’ya benim iş yerimin adını verdik. Finansörü de ben olmuştum o
bakımdan benim için ayrı bir önem taşırdı. Rahmetli babam, bir karar almadan
önce mutlaka bizimle paylaşır ve fikirlerimizi alırdı. At sahibi olmak da
ortaklaşa aldığımız bir karardı. Babam atçılığa girdiğinden beri Mehmet Çay
bizim ailemizden biri, ağabeyimiz oldu.
Babam ve annem atların başarılarının getirdiği keyfi doya doya yaşadılar.
Şansımız da yaver gitti; Yavuzhan, Caş, Bamka, Yelhan, Demirkazık gibi
safkanların sahibi olduk. Allah bize yardım etti.30 sene bu sektörün içinde
olup da hiçbir elle tutulur başarıya sahip olamayanlar da var. Biz efsane
safkanlara sahip olmanın da gururunu yaşadık. Ailecek elimizi attığımız
hiçbir işi ucundan tutmadık, hakkıyla yaptık. her attığımız adımda başarıyı
hedefledik ve büyük ölçüde elde ettik. Atçılıkta başarı bizi şaşırtmadı,
belki o yüzden de doyasıya yaşayamadık. Kendimize böyle bir güvenimiz vardı.
Atçılık dışında hangi sektörlerde faaliyet gösteriyorsunuz?
Otomobil yedek parçası yapıyoruz esas baba mesleğimiz bu. Onun öncesinde
kağıt, karton, rafya, yağlı kağıt yapıyorduk. Babam Sultanhamam esnafıdır
oradan geldi Biz otomobil yedek parçacılığı zamanında yetiştik. Daha sonra
turizme, sonra yedek parça imalatına girdik ve ayrıca döviz büromuz var.
İthalat, ihracat da devam ediyor. İki kardeşiz, babamız kız kardeşim Selma
Gülerce ile işlerimizi ayrı ayrı ayarladı. Her zaman bir işte iki baş olmaz
mantığıyla çalıştık. Acil bir durum olmazsa her altı ayda bir babamla
birlikte toplantı yapar, önümüzdeki dönem programlarını gözden geçirirdik.
Hangi sektöre girmek istediğimizi de o anda kararlaştırırdık. Hiçbir zaman
işlerimize müdahale etmemişti kararlarımıza saygı duyardı. Biz kendisinden
ücret karşılığında danışmanlık hizmeti alırdık. Bu yolla çok sık soru
sormamızı engelleyip kendi karar verme yeteneğimizi geliştirmek istedi
sanırım. O zaman yeni emekli olmuştu ve bu emekli maaşı bana yetmiyor dedi.
Bizim için aylık belli bir danışmanlık ücreti belirlemişti. Yapımın babama
çok benzemesi nedeniyle ya da belki ilk çocuk olmamla ilgili ev içinde de,
iş hayatında da babamın erkek çocuğu gibiydim.
Küçük yaşlarda aile işlerinin içine girip büyük sorumluluklar
almışsınız hiç şüphesiz babanız sizdeki o vizyonun en başında da
farkındaymış,bu sorumlulukların ağır geldiği oldu mu?
Ben küçükken de büyüktüm aslında. Sultanhamam zamanında babamla mal almaya
okulumu asıp Eskişehir’den İstanbul’a gelirdim.Babam ortamı tanımamı
isterdi. Bense onunla seyahat etmekten çok keyif alırdım. O yaşlarda da çok
şey öğrendim. Şimdi o yaşlardaki çocukları hiçbir yer gönderemezsiniz. Aynı
karakterde olduğumuz için çok tartıştığımız zamanlar da oldu. Onun kendi
doğruları vardı elbette ama beni her zaman olgun biri yerine koyup
fikirlerimi dinler, önemserdi. Bu bana özgüven verdi ve ben sorumluluk
almaktan hiçbir zaman çekinmedim. Ona çok şey borçluyum.
Baba mesleğim otomobil yedek parçacılığı. Onunla yetiştim ve hatta eğitim
gördüm. Atçılık ise canlı hayvanla ilgili, elbette bambaşka. Bunu bir iş
olarak görmediğim için diğerlerinden ayrı tutuyorum. Başarı parayla mukayese
edilmez. Biz “Gülerce Ekürisi” olarak bir çok başarıya imza attık.
Kazancımızın büyük bir kısmıyla insanlara faydalı olmaya çalıştık. Rahmetli
babam, Yavuzhan dönemindeki kazancımızla annemle kendi adına iki okul
yaptırdı. Ayrıca okuttuğu öğrenciler de var. Atçılıktan gelen gelirle en çok
atlara yatırım yaptık, doğrudan Türk yarışçılığına katkıda bulunduk. Babamı
kaybettikten sonra onun işlerine notlarına bakmam gerekti onun yaptığı
yardımlardan haberdardım ama tüm ayrıntılarıyla değil elbette. Bana verilen
dosyalarda yardım ettiği öğrencileri gördüm. İçlerinde mezun olanlara iş
kurmalarında ya da işe girmelerinde yardımcı oldukları da var. Şu anda
okuyan çeşitli yaşlarda öğrenciler var onların da eksiksiz devamını
getiriyorum, Allah ömür verdiği sürece devam edeceğim.
Rahmetli babanızla ilişkinizden biraz bahseder misiniz?
Biz her zaman aslında önce mesai arkadaşıydık. Gün içinde belli saatlerde
randevulaşırdık. Kendisini kaybetmeden önce de bunun bilincindeydim tabi
şimdi kaybettikten sonra da daha iyi anlıyorum çok daha fazla özlem
duyuyorum danışmanıma. Çok düzgün bir patrondu her kararını objektif olarak
verirdi. Hiçbir zaman kızı olduğum için kayırılmadım. Onun için ben biraz
daha farklıydım evde de seyahatlerimizde de çoğunlukla iş konuşurduk.
Patronluk yanı mükemmeldi, babalık yanı çok daha mükemmeldi. Bunun çizgisini
çok güzel ayırabilirdi. Benim evladı olarak benim gibi düşünmesini istediğim
zamanlar da oldu. Eğer hatalıysam mutlaka net bir şekilde açıklamasını
yapardı. Politik değildi, dolaylı sözlerden, hareketlerden hoşlanmazdı.
Karar verilmişse konu kapanmış demekti. Biz aramızda ayrı bir dil
yakalamıştık. Bir iki cümleyle anlaşırdık. Her zaman onun kızı olmaktan da,
onunla çalışmaktan da büyük mutluluk duydum. Onunla aynı anda aynı şeyleri
düşünürdük hatta bununla ilgili bir anımız da var;
Tay satışlarında alacağımız 4 tayı belirlemiştik, babam 3 tayın alınmasına
karar vermişti. Bu durumda listeden bir tay çıkarıldı ve benim ayırdığım
para atıl kaldı. Aklımın bir köşesinde o listeden çıkarılan tay vardı ve tay
satışların ayrıca katılmak üzere babamdan habersiz bir adam gönderdim ancak
bu konuda Mehmet Bey’i bilgilendirdim. Babamlar tay satışlarına gittiler o 3
tay alındı. Yavuz Bey de son anda 4.yü almaya karar vermiş. Ata bir babam
talip oluyor bir benim gönderdiğim adam. Tabi Mehmet Bey açıklamak zorunda
kalmış durumu. Bundan çok keyif aldığını biliyorum biz böylece 4. tayımızı
da almış olduk. Sonra benim gönderdiğim adamı da alıp bir güzel köfte ekmek
yemeye gitmişler.
Geçtiğimiz ayki tay satışlarında da 3 tay aldınız…
Babamın bir sözü vardır; önce aklına, sonra bütçene güveneceksin Önce
aklında tartar, bütçesini ayarlar ve mutlaka tay satışlarında en az bir tay
alırdı. Biz de kendisi gibi yaptık
Önce araştırmasını, fizibilitesini yaptık. Ayırdığımız bütçe doğrultusunda
eleme yaparak 3 tay almaya karar verdik. Kısmet oldu ve aldık.
Babam haralara her zaman destek verilmesinden yanaydı. Tay satışında
kazanılan paranın yüksek olması onu her zaman çok mutlu ederdi. Tüm
atçılığını, kendi işini nasıl benimsediyse öyle benimsemişti. Bu yüzden
atçılığa yapılan yatırıma önem verirdi. Satın aldığımız tayları belki 6 veya
8 milyar daha az parayla alabilirdik ama üzerinde durmadık. Sonuçta sahip
olmak istediğimiz tayları aldık. Babamın bakış açısı doğrultusunda fazladan
verilen paralar beni üzmedi, seve seve yükseğini de ödedik. Hara iyi para
alıp iyi yetiştirme yaparsa hem Türk atçılığı, hem de Türk atçısı kazanır. O
gün tay alan diğer atçıların da atlarının ayakları düz bassın. O gün İbrahim
Tatlıses de tay aldı hatta biz 3 tane üst üste alınca Özgün’ün tayını da
bize bırakın dedi.
Biz her sene en az bir tay alırız ve tay da satarız. Yeni doğanlar, 2
yaşlılar 3 yaşlılar sınıflanır yeni gelecekler de düşünülerek satılır.
Mesela bu sene kendi yetiştirdiğimiz 16 tane tayımız var. Tabi sadece bunlar
da değil bizim yetiştirdiğimiz atların yavruları da pistlerde başarıyla
mücadele ediyor. Onları da takip ediyoruz, gururlanıyoruz. Sanki biz
kazanmış gibi seviniyoruz, onun da apayrı bir heyecanı oluyor.
Sanatçıların atçılık camiasına girmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Babamlar yurt dışında yarış izlemeye gittiğinde dönüşte anlatırdı her kez
önce atı soruyor derdi. Kasabı, manavı, berberi, hepsinin atı var. Yıllar
öncesinden bahsediyoruz. Ne zaman ki biz de o boyuta geliriz işte o zaman
bizim atçılığımız da gelişir. Elbette sanatçının da atı olacak, küçük
esnafın da büyük sanayicinin de ki atçılık gelişecek. Ben herkese
öneriyorum. Evlat gibi benimseyecekseniz en az bir atın sahibi olmalısınız.
Sizi büyük sevinçlerle mükâfatlandıracaktır. Atlar insanın her türlü
negatifliğini alıyor ahıra gittiğiniz zaman onların iyi bakıldığını
görmeniz, keyifle yürüyüşlerini izlemek çok güzel. Onlarla üzülüp olarla
seviniyorsunuz. At sahibi olanın insana bakışı da hayata bakışı da değişir.
Bu iş para kazanma işi değil insanın kendi adına yaptığı bir yatırım. Manevi
yönü çok kuvvetli. Ekim ayı içinde Yavuz Gülerce adına ilk koşu yapıldı,
bizim için çok önemliydi. Bu konuda bize yardımcı olan yönetim kurulumuza ve
Tarım Bakanlığı yetkililerine teşekkür ediyorum.
Bu camiada bayan olmak zor mu?
Bir ayrımı yok benim için. Benden önce otomotiv yedek parça sektöründe de
bayan yoktu. O yüzden bütün hayatım boyunca bu tarz ayrımlara yer vermedim,
bu gibi konuları çoktan aştım. İlk zamanlar da kendimi farklı görmedim.
Çünkü ben Yavuz Gülerce’nin kızı olarak yetiştim hiçbir zaman çıtı pıtı
hanım hanımcık olmadım. Bayan olmanın hiçbir sektörde dezavantajı yok yeter
ki çalışmak isteyin.
Gülerce ailesinin önümüzdeki dönem hedefleri neler?
Babamdan aldığım kuvvetle, bana verdiği güvenle yapmam gerekenlerin çok
fazla olduğunu bilerek devam ediyorum. Atçılık camiasında da ailecek var
olmaya devam edeceğiz. Her yaptığımız işin manevi bir değeri oldu bizim
için, atçılığı da öyle sahiplendik. Hiçbir zaman iddialı olmadık. Maddi
manevi gücümüzün yettiğince en iyisini yapmaya çalıştık ama bu çaba bizi her
zaman en önlere çekti, asla geride bırakmadı. Bu işler birlik olarak
yapılacak işler, kendi aramızda işbölümümüz var. Hepimiz sorumluluğumuzun
bilincindeyiz bu yüzden başarıların bizi bırakmayacağına inanmıyorum.
Atçılığın birebir içinde değilimyani yönetimde değilim, ali üye değilim. At
sahibi olarak bana yansıdığı kadarıyla sorunları biliyorum. Biz ailecek çok
önde olmayı tercih etmedik daha sade ve mütevazi yaşamlarımız var. Asli üye
olmadan da bu camiada iyi bir yer elde ettik aldığımız kupalar ve
başarılarla tadını doyasıya yaşadık. Allah bütün at sahiplerine, asli
üyelere bizim yaşadığımız gibi güzellikler nasip etsin.
Ganyan oyunlarıyla aranız nasıl 6lı ganyan oynuyor musunuz?
Ben hiç bilmem hala bilmiyorum. Aile ortamında on lira beş lirayla sırf
heyecan olsun diye ortaklı oynuyoruz. Son zamanlarda zaten sorunlar
nedeniyle böyle bir ortam bulup da keyfine oynayamadık. Babamla oynardık
benden üç lira benden beş lira diye. Bizim o gün 6lı dışında dahi olsa bir
atımız koşacaksa asla oynamam. Ortak dahi olmam bunun uğuruna inanırım. O
gün benim çok daha ciddi ve önemli bir işim vardır. 6lı gibi eğlencelere
zaman ayıramayacak kadar o koşuya konsantre olurum.